İSTANBUL VE GİDİŞ
Terk ettiğin şehir İstanbul olmasaydı,
Kaldıramazdım gidişini.
Gidişinle bağı çözülen dizlerime
Destek olmasaydı Beyoğlu’nun sarhoşları,
Yine kucaklardı Sultanahmet’teki bahçe.
İstanbul en büyük sır arkadaşın;
Saklar Boğaz’ın sularında,
Sel oldu mu gözyaşların.
Ezanlar bastırır,
Hıçkırığa dönünce ağlamaların;
Duyurmaz kimseye, incittirmez gururunu.
İstanbul terk etmeyen sevgilidir;
O kadar geniş yüreği…
Çan istersen kilise olur,
Haham istersen havra;
Ya da istersen bir kubbenin altını,
Mavi mavi döner etrafında.
Mest eder seni;
Ne çan kalır ne haham,
Hepsi bir bedende can olur.
Geçmediyse içindeki o yara,
Hazırsın demektir büyük imtihana.
Hocadır İstanbul, yaman bir hoca;
Medrese medrese, sokak sokak
Harlar kalbindeki ateşi.
Boğaz’ın serin rüzgârı,
Sarnıcın soğuk suları
Alevlendirir yanan yüreğini.
Vakit gelmiştir artık;
Son bir defa çıkarsın İstiklal’e.
Hatıralar caddesinde
Acıyla, gözyaşıyla koşarsın boydan boya.
Sonra çıkarsın Galata’ya,
Bırakırsın kendini istiklale.
Bihaberdir sevgili, seyreder
Sıradan bir yıldızın kayışını.
Bilmem kimi diler senden gayri,
Yanmanın sonundaki ermişliktir bu;
Mutlu eder dilek olmak
Sevgilinin dudaklarında.
Sonra Üsküdar kucaklar,
Ateşlerden geçmiş delisini.
Küllerinden çıkarsın,
Dinmiştir gereksiz acıların.
**********************************
Yazan Hanifi YILMAZ.
